Kiracının ve eşinin evinin olması sebebiyle tahliye davası açıldıktan sonra evin satılması davaya etkili olmayıp davanın kabulü gerekir.

TBK madde 352/3; “Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.” hükmü gereğince kiracını veya eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli konutunun bulunması halinde kiraya veren işbu sebeple kiralananın tahliyesi için dava açabilir. Davanın açıldığı tarihten sonra kiracının veya eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli evini satması davaya etkili olmayıp, davaya ilişkin diğer şartlar sağlandığı taktirde davanın kabulü gerekir.

Yargıtay 6. HD., E. 1999/2535 K. 1999/2498 T. 18.03.1999

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan, tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, konut ihtiyacı ve davalının aynı belediye sınırları içerisinde meskeni olduğundan bahis kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme ihtiyaca dayalı davanın feragat nedeniyle, 6570 sayılı Yasanın 7/son maddesine dayanan davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından 6570 sayılı Kanunun 7/son maddesi uyarınca açılan dava yönünden temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi de buna hasren yapılmıştır.

6570 sayılı Yasanın 7/son maddesine dayanılarak açılan tahliye davasında, davalı veya eşine ait olduğu
ileri sürülen konutun kiralananla aynı şehir veya belediye hudutları içinde olması ve davalının sosyal durumu,
aile nüfus sayısı itibariyle oturmasına elverişli bulunması gerekir. Bu iki koşulun bir arada bulunmas zorunludur. Ankara İstanbul İzmir gibi büyük şehirlerde belediye hududu ifadesi ilçe belediyelerini değil büyük
şehir belediye hududunu içerir. Mücavir alanda olduğu halde belediye hududu içindeki yerlerden farksız her
türlü belediye hizmetlerinden yararlanılan yerlerde bu maddenin kapsamı içinde sayılır. Zira kan koyucunun amacı, davalının kiralanan gibi varlığı ileri sürülen evinde rahatlıkla oturabilmesidir. Davalı veya
eşine ait evin mutlaka tapulu olması gerekmez. Tapusuz konutlarla, kurası çekilip aidiyeti belli olan kooperatif konutları da madde kapsamına girmektedir. Yine muristen kalan henüz taksim edilmeyen taşınmazda davalı
veya eşine payı itibariyle bir konut isabet ettiği keşfen saptanırsa o da maddenin uygulanması için yeterli sayılır.

Olayımızda: Davacı, davalı kiracının eşinin Ordu Merkez Akyazı Mahallesi Sagra Sitesi, E1 blokta oturmasına uygun meskeni bulunduğundan, 6570 sayılı Yasanın 7/son maddesine göre davalının tahliyesini istemiştir. Davalı eşine ait meskenin olması tahliye nedeni olamayacağından davanın reddini savunmuştur. Dava 26.1.1998 tarihinde açılmış, davalının eşine ait mesken 10.3.1998 tarihinde satılmıştır. Davanın açıldığı

tarihte davalının eşine ait oturabilir meskeninin bulunduğu yapılan keşifle sabit olduğu anlaşılmıştır. Dava açıldıktan sonra oturabilir meskenin satılmış olması davaya etkili değildir. Bu durumda 6570 sayılı Yasanın 7/son maddesindeki yasal unsurlar oluştuğundan kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

S o n u ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddes uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.3.1999 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn
Pinterest