5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlığı altında yer alan 231.maddesini 5 ila 14. Fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasını geri bırakılması (HAGB), sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün belli şartlar altında hüküm doğurmaması ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmemesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilmesini sağlar.
Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/98 E. 2025/149 K. Sayılı ve 10.07.2025 tarihli kararı[1] ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30.09.2026) yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Ancak iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce 231. maddenin (5) ila (14) numaralı fıkraları 7589 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir.
12. yargı paketi olarak adlandırılan ve 1.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de 7589 numaralı Yargının Etkin Ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. Maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. Maddesinin 5-14. fıkraları değiştirilmiştir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ŞARTLARI
Yukarıda açıklandığı üzere sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231.maddesinde düzenlenen şartların tamamı mevcut olmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Bu şartlar:
- Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gereklidir. (Kısmi ödeme hükmün uygulanması için yeterli değildir. Ancak suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilememesi halinde zararın denetim süresi içinde aylık taksitler halinde ödenmesi suretiyle ve bu şekilde tamamen zararın giderilmesi koşuluyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Meydana gelen zarar basit bir araştırma ile tespit edilemiyorsa veya bir zarar bulunmuyorsa bu durum hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel değildir.)[2]
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için bir diğer şart olan sanığın rızası 8. Yargı paketi olarak adlandırılan 12.03.2024 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15.maddesi ile kaldırılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için mevcut yasal düzenlemede sanığın kabulü aranmamaktadır.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASININ YASAK OLDUĞU HALLER
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz. (7589 sayılı kanunla değişik CMK m.231/14)
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARINDA DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRLERİ
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde, sanık 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulur. Bu süre içinde de 1 yıldan fazla olmamak kaydıyla mahkemenin belirleyeceği süre kadar denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde zamanaşımı durur.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARINDA KANUN YOLLARI
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286. madde hükümleri uygulanır. 272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARINDA DENETİMLİ SERBESTLİK SÜRESİNİN BAŞLANGIÇ TARİHİ
5 yıllık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılmadığı taktirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortada kaldırılarak davanın düşmesi kararı verilir.
Ancak denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkeme geri bırakılan hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.
Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanır. Ancak 5 yıllık denetim süresinin başlangıç tarihi ve yeni suçun işlenme tarihinin belirlenmesi oldukça önemlidir. 5 yıllık denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Yeni işlenen suç, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kesinleştiği ve denetim süresinin başladığı tarihten itibaren 5 yıl içinde işlenmişse açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanır ve ikinci suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Dikkat edilmelidir ki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için işlenen ikinci kasıtlı suçun hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleştikten sonra işlenmiş olması gereklidir. İkinci suç;
a) İlk suç işlendikten ancak henüze yargılamaya başlanmadan,
b) Yargılama devam ederken,
c) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmaıs kararı verildikten ancak henüz karar kesinleşmeden önce,
işlendiği taktirde açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanmaz ve ikinci suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel olmaz.
Özellikle HAGB kararı verildikten ancak henüz karar kesinleşmeden önceki, araf dönem olarak nitelendirilebilecek zaman diliminde ikinci kasıtlı bir suçun işlenmesi açıklanmayan hükmün geri bırakılmasına yol açmayacaktır. Zira bu durumda henüz denetimli serbestlik süresi işlemeye başlamamıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin tespitin yapılabilmesi yahut kesinleşmiş dosyaların esasında usuli sebeplerle henüz kesinleşmeme ihtimali bulunduğundan konuya ilişkin uzman bir avukattan destek alınması gerekmektedir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARININ KAYDI; ADLİ SİCİL KAYDINA ETKİSİ
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, teknik anlamda bir hüküm olmadığından adli sicil ve adli sicil arşiv kaydına işlenmez ancak bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 3. CD., E. 2014/36276 K. 2015/13005 T. 13.4.2015
Tebliğname No : 3 – 2014/156016
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık hakkında müştekiyi yaralama suçundan mahkemenin 21/02/2011 tarih ve 2010/350 Esas, 2011/100 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 19/04/2011 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde öngörülen 5 yıllık denetim süresinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kesinleşme tarihi olan 19/04/2011 tarihinden itibaren başlayacağı ve açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabileceği gözetilmeksizin, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihinden önce, 5 yıllık deneme süresi başlamadan 11/01/2011 tarihinde işlemiş olduğu suç nedeniyle Avanos Sulh Ceza Mahkemesinin 13/01/2012 tarih ve 2011/155 Esas, 2012/14 Karar sayılı ilamı ile kurulan mahkûmiyet hükmünden dolayı sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün diğer yönler incelenmeksizin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.[3]
Yargıtay 3. CD., E. 2019/13705 K. 2019/16652 T. 23.9.2019
Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara (Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.02.2011 tarihli ve 2008/1919 Esas, 2011/101 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle yeniden yapılan yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara (Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.03.2014 tarihli ve 2013/571 Esas, 2014/348 Karar sayılı mahkumiyet kararına karşı Adalet Bakanlığının 17.06.2019 tarihli ve 2018/14468 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2019 tarihli ve 2019/653927 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanığın yüzüne karşı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken itiraz süresinin ne zaman başlayacağı belirtilmeyerek kanun yolunda yanılgılı uygulamaya yol açılması ve itiraz yasa yolunun başlangıç tarihini belirtir açıklayıcı şerh ile birlikte gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı gözetilmeden hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık hakkındaki basit yaralama suçundan Ankara (Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.03.2014 tarihli ve 2013/571 Esas, 2014/348 Karar sayılı mahkumiyet kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.[4]
Yargıtay 4. CD., E. 2022/3671 K. 2022/12708 T. 18.5.2022
KARAR
Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 125/1, 125/4, 43/1, 62/1 (2 kez) ve 52. (2 kez) maddeleri gereğince 2,000.00 Türk lirası ve 2,180.00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetime tabi tutulmasına dair, … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/05/2017 tarihli ve 2016/885 esas, 2017/439 sayılı kararının 13/06/2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 05/10/2018 tarihinde kasten işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükümlerin açıklanarak 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 125/1, 125/4, 43/1, 62/1 (2 kez) ve 52. (2 kez) maddeleri gereğince 2,000.00 Türk lirası ve 2,180.00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04/03/2021 tarihli ve 2019/926 esas, 2021/284 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; ” ..Sanığa isnat edilen suçların, CMK’nın 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir….Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan CMK’nın 253/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden CMK’nın 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir.” şeklinde açıklamalara yer verildiği, bu bağlamda hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması hâlinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği,
Somut olayda; sanığın üzerine atılı bulunan ve uzlaşmaya engel olan silahla tehdit suçu bakımından beraat kararı verilmiş olması ve basit yaralama ile hakaret suçları yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmamış olması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun Sayfa 1/2 anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca basit yaralama ve hakaret suçları bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23/11/2021 gün ve 94660652-105-38-20446-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunur.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede;
… 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/05/2017 tarih, 2016/885 esas, 2017/439 sayılı hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, sanık …’ün yüzünde, katılanlardan …’in ise yokluğunda verildiği, anılan kararın adı geçen katılanın duruşmada bildirdiği MERNİS adresine, öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi gereğince tebliği, mümkün olmaması durumunda ise aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan anılan Kanun’un 21/2. maddesine göre gerçekleştirilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu, yine Anayasanın 40/2, CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, kanun yolu açıklamasına ilişkin hüküm fıkrasında, kanun yoluna başvuru süresinin, “tefhim” tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine, “tefhim ve tebliğ” tarihinden başlayacağının açıklandığı ve bu suretle sanığın kanun yoluna başvuru süresinin başlangıç tarihi konusunda yanıltıldığı, gerekçeli kararın da kendisine tebliğ edilmediği, bu nedenle hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediğinin ve denetim süresinin de başlamadığının anlaşılması karşısında, daha önce açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması kararının hukuki değerden yoksun olduğu, bu nedenle kanun yararına bozma incelemesine konu edilebilecek bir karar ya da hüküm bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede yer alan düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18/05/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.[5]
Yargıtay 8. CD., E. 2023/1554 K. 2024/8213 T. 31.10.2024
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/213 E., 2022/418 K.
SUÇ : Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli kararı ile hükümlü hakkında ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 09.06.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.04.2023 tarihli ve 2022/21909 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40798 Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
- İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40798 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2009 tarihli ve 2009/898 Esas, 2009/1131 sayılı kararının 31/12/2009 tarihinde kesinleştirildiği, İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2022 tarihli ve 2020/315 sayılı ihbar müzekkeresine istinaden yapılan değerlendirme sonucunda, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2022 tarihli ve 2009/898 Esas, 2009/1131 sayılı ek kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediğinden hükmün açıklanmasına yer olmadığına, gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilerek yeniden kesinleştirme işlemi yapılmasına karar verildiği, anılan bu kararı takiben Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2009 tarihli kararı sanığa tebliğ edilerek söz konusu kararın 24/03/2022 tarihinde yeniden kesinleştirilmiş olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine Sayfa 1/3 ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar…” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın denetim süresi içinde işlediği kabul edilen İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/315 Esas, 2021/583 sayılı kararına konu suçun işlendiği tarihin ise 15/06/2014 olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kesinleşmeden ve dolayısıyla denetim süresi başlamadan önce işlenen suç nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
- sayılı Kanun’un “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması”
başlıklı 231 inci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan fıkraları;
“(8)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.”,
“(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.”
“(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2009 tarihli 2009/898 Esas, 2009/1131 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 31.12.2009 tarihinde kesinleştiğinden bahisle kesinleşme şerhi düzenlendiği anlaşılmıştır.
Hükümlünün denetim süresi içerisinde 15.06.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun mahkemesine ihbar edilmesi üzerine, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ek kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediğinden hükmün açıklanmasına yer olmadığına, gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilerek yeniden kesinleştirme işlemi yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2009 tarihli kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmesi üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 24.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yukarıda izah edilen düzenleme gözetildiğinde; somut olayda, hükümlünün denetim süresi içinde işlediği kabul edilen İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/315 Esas, 2021/583 Karar sayılı kararına konu suçun işlendiği tarihin ise 15.06.2014 olduğu anlaşılmakla, hükümlü hakkında denetim süresi başlamadan önce işlenen suç nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 8. CD., E. 2023/1554 K. 2024/8213 T. 31.10.2024 Sayfa 2/3
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli 2022/213 Esas, 2022/418 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördündü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.[6]
Av. Merve SARIKAYA
[1] https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/norm-denetimi-basin-duyurulari/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-kurumunu-duzenleyen-kurala-iliskin-iptal-davasi-ve-itiraz-basvurusu-hakkinda-karar
[2] Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, Ceza Muhakemesi Hukuku, (Ankara: Seçkin Hukuk, 2022), 717-718.
[3] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/3-ceza-dairesi-e-2014-36276-k-2015-13005-t-13-4-2015
[4] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/3-ceza-dairesi-e-2019-13705-k-2019-16652-t-23-9-2019
[5] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/4-ceza-dairesi-e-2022-3671-k-2022-12708-t-18-5-2022
[6] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/8-ceza-dairesi-e-2023-1554-k-2024-8213-t-31-10-2024




