ZAMANAŞIMINA UĞRAMAYAN MAHKEME KARARLARI

ZAMANAŞIMINA UĞRAMAYAN MAHKEME KARARLARI

Türk hukuk sisteminde alacaklılar alacağının tahsili için bazı durumlarda doğrudan doğruya icra yoluna başvurabileceği gibi bazı durumlarda ise mahkeme kararına ihtiyaç duymaktadır. Bu durumda davacı/alacaklı öncelikle dava konusuna uygun dava dilekçesi ve ispata yarar delilleriyle birlikte görevli ve yetkili mahkemede dava açar. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda esas hakkında karar verilir. İşbu mahkeme kararlarına hukuk dilinde ‘ilam’ adı verilir.

Mahkeme kararı ile haklılığı ispatlanan alacaklı, borçludan ilamın yerine getirilmesini ister. Borçlu tarafından ilam yerine getirilmezse davacı/alacaklı ilâmın zorla davalı/borçlu tarafından yerine getirilmesi için cebri icra ile takip yoluna başvurabilir. Bu şekilde yapılacak takip, ilâmlı icra ile takip yoludur. İlâmlı icranın temel özelliği, takibe konu olan alacağın bir mahkeme ilâmına dayanmasıdır.

Başlangıçta ifade ettiğimiz üzere birtakım alacaklar için takip yapmak isteyen alacaklı öncelikle mahkemeye başvurup ilam aldıktan sonra icra takibi yapabilir. Para ve teminat alacakları dışında bir alacak veya hakkın yerine getirilmesi için ilâmlı icra yolu ile takip yoluna başvurmak alacaklı açısından bir zorunluluktur. Ayrıca bir para veya teminat alacağı için de ilâmsız icra yoluna başvurma imkânı olan alacaklı, önce mahkemeden ilâm alıp daha sonra takip yapabilir.

2004 sayılı İcra İflas Kanun’u 39.maddesinin 1.fıkrası gereğince  “ilâmlı takiplerin, son ilam tarihinden itibaren on sene geçtikten sonra, zaman aşımına uğrayacağı” belirtilmiştir. Bu maddeye göre ilamın icraya konulması için son yapılan işlemin üzerinden 10 yıl geçmesi halinde takip zaman aşımına uğrar.

İlâmlı icra yolu ile takip yapabilmek için ilâmın zamanaşımına uğramamış olması gerekir. Eğer ilâm zamanaşımına uğramışsa borçlu tarafından icranın geri bırakılması talebinde bulunulabilir. Bir ilâm icraya konulmadan önceki devrede zamanaşımına uğrayabileceği gibi icraya konulduktan sonraki devrede de zamanaşımına uğraması söz konusu olabilir. Ancak bu kural bütün ilâmlar hakkında geçerli değildir. Bazı ilâmlar zamanaşımına uğramazlar. Zamanaşımına uğramayan bu ilâmlar şunlardır;[1]

1.Gayrimenkul Üzerindeki Mülkiyet ve Ayni Haklara İlişkin İlamlar

Gayrimenkul üzerindeki mülkiyet ve ayni haklara ilişkin mahkeme ilâmları zaman aşımına uğramazlar. Çünkü hukukumuzda ayni haklar zaman aşımına uğramazlar. Bu sebeple, ayni hakkın herkese karşı ileri sürülmesini sağlayan talep ve davaların da zaman aşımına uğramaması sonucu doğmaktadır.

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2011/31399 K. 2012/18584 T. 30.5.2012

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

İİK. nun 39/1.maddesi uyarınca, ilama dayalı takip, son işlem tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Taşınmazın aynına ilişkin ilamlar ise zamanaşımına uğramazlar.

Somut olayda, takip konusu yapılan Üsküdar 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1990/542 esas, 1992/731 karar sayılı 05.10.1992 karar, 03.05.1996 kesinleşme tarihli ilamında, davalının davacıya ait taşınmaza yönelik müdahalesinin önlenmesine ve 351.600 TL ecrimisilin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu hali ile ilamın meni müdahale hükmü taşınmazın aynına ilişkin olmakla zamanaşımına uğramaz. Ancak ilamda hüküm altına alınan fer’i alacaklar ile ecrimisil alacağının taşınmazın aynı ile her hangi bir ilgisi yoktur.

Bu durumda fer’i alacaklar ile ecrimisil alacağının tahsili amacıyla anılan ilama dayalı takip 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, alacaklı vekili tarafından icra takibine başlanıldığı 27.10.2010 tarihi itibariyle 10 yıldan fazla süre geçmiş bulunduğundan mahkemece borçlunun örnek 4-5 nolu icra emri ile talep edilen fer’i alacaklar ile ecrimisil alacağına yönelik zamanaşımı itirazının kabulü ile İİK. nun 33/a maddesi uyarınca anılan alacaklar yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken zamanaşımı itirazının tümden reddi isabetsizdir.

Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.[2]

2. Elatmanın Önlenmesine İlişkin İlamlar

Haksız elatmanın önlenmesi davası mülkiyet hakkından kaynaklanan ayni nitelikli bir davadır. Dolayısıyla gayrimenkul üzerindeki mülkiyet ve ayni haklara ilişkin mahkeme ilâmlarında olduğu gibi elatmanın önlenmesine ilişkin ilâmlar da zaman aşımına uğramazlar.

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2011/32519 K. 2012/17136 T. 16.5.2012

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından ilama dayalı olarak ilamlı icra takibine başlandığı, borçlunun, takibe başlandıktan sonra dosyanın on yılı aşkın süre işlemsiz bırakılması nedeniyle zamanaşımının dolduğunu belirterek icranın geri bırakılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır.

İcra ve İflas Kanununun 39/1 maddesinde ilama dayanan  takibin son işlem üzerinden  on yıl geçmekle zamanaşımına  uğrayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak,  taşınmazın mülkiyetine ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin ilamlar, şahsın ve aile hukukuna ilişkin ilamlar  ile ayni hakka dayalı olarak alınan taşınmaza müdahalenin önlenmesi ilamları zamanaşımına uğramaz.

Somut olayda, alacaklının mülkiyet hakkına dayanarak müdahalenin önlenmesi davası açtığı ve mahkemece, davalı borçlunun bir hukuki nedene dayanmaksızın taşınmazda fuzuli şagil olduğundan müdahalenin önlenmesine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, alacaklının mülkiyet hakkına dayalı olarak müdahalenin önlenmesine ilişkin ilama dayalı takip yapması nedeniyle, yukarıda da açıklandığı üzere, ayni hakka dayalı olarak alınan taşınmaza müdahalenin önlenmesi ilamları zamanaşımına uğramaz.

O halde, mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir.

Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.[3]

3. Kişiler ve Aile Hukukuna İlişkin İlâmlar:

Kişiler hukukuna ve aile hukukuna -örneğin; çocukla kişisel ilişki kurulmasına- ilişkin ilâmlar zaman aşımına uğramazlar. Gayrimenkul üzerindeki mülkiyet ve ayni haklara ilişkin mahkeme ilâmlarında kazandırıcı zaman aşımının gerçekleşebileceğinden bahsettik. Kişiler ve aile hukukuna ilişkin ilâmlarda bu dahi mümkün değildir.

Yargıtay Kararı – 14. HD., E. 2018/4429 K. 2021/3039 T. 26.4.2021

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.09.2005 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.

Davacılar vekili, davacıların murisi …’den intikal eden 301, 523, 799 ve 836 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmiştir.

Hükmü, … vekili temyiz etmiştir.

Mahkeme ilamları verilmesi tarihinden itibaren, 10 yıl içinde karşı tarafa tebliğ edilmezse zamanaşımına uğrar (İİK 39/1). İlam, hükmün verilmesi tarihinden itibaren 10 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra, borçluya tebliğ edilirse, borçlu, süresi içinde temyiz yoluna başvurarak hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabilir.

Ancak, ilamların 10 yıllık zamanaşımına tabi olması kuralının bazı istisnaları vardır. Taşınmazın mülkiyetine ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin ilamlar zamanaşımına tabi değildir; çünkü, ayni haklar zamanaşımına uğramaz. Ayrıca, şahıs ve aile hukukuna ilişkin ilamlar da zamanaşımına uğramazlar.

Somut olayda, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.10.2007 tarihli 2005/478 Esas – 2007/486 Karar sayılı ilamı ile davaya konu taşınmazda ortaklığın giderilmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı … vekili, kararı 19.02.2018 tarihinde tebliğ almış, süresinde temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde davalı … vekili ilama ilişkin zamanaşımı def’inde bulunmuştur.

İlam, taşınmazın aynına ilişkin olmayıp, zamanaşımına tabidir. İlam zamanaşımına uğradığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 26.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.[4]

Nafaka İlâmlarında Zamanaşımı:

Nafaka ilâmları aile hukukuna ilişkin ilâmlardandır. Ancak nafaka ilâmları diğer aile hukukuna ilişkin ilâmlar gibi zaman aşımına uğramayan ilâmlardan değildir. Genel kuralı gereği Yargıtay, nafaka borcunun on yılda zamanaşımına uğrayacağına ve “Takip tarihinden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğrayacağına, nafaka alacaklarında TBK’ nın 129. maddesinin uygulanmayacağına” karar vermiştir.

Yargıtay Kararı – 8. HD., E. 2016/2307 K. 2016/5793 T. 30.3.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … sayılı kararına istinaden, alacaklı vekili tarafından müvekkili hakkında ilamlı icra takibi başlatıldığını, dayanak ilamın nafaka alacağına ilişkin olduğunu ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, yine icra emrinde faiz hesaplamalarında açıklık olmadığını belirterek takibin iptalini istemiştir.

Alacaklı vekili, nafaka alacaklarının zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, nafaka alacağından doğan ilamın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile, İİK. madde 33. uyarınca takibin geri bırakılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.B.K. 156/2. maddesine göre, borç bir mahkeme kararına bağlanmış ise zamanaşımı süresi 10 yıldır. Nafakaya ilişkin ilamlar, bir borcun veya bir hakkın varlığını belirten ilamlar gibi olmayıp, nafaka alacağı zaman geçtikçe borçlu zimmetinde tahakkuk edeceğinden, takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.

Buna göre Mahkemece, takip tarihinden geriye doğru on yıllık nafakanın istenebileceği gözetilerek ve borçlunun zamanaşımı dışındaki diğer itiraz ve şikayet nedenleri de değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.[5]

4. 4721 sayılı Medeni Kanun m. 716 Gereğince Alınmış Olan İlâmlar:

MK’ nın 716. maddesi gereğince alınmış olan ilâmlar (örneğin; şuf’a ilâmları), zamanaşımına  uğramazlar. Çünkü bu ilâmlar taşınmazın aynına ilişkindir.

YIBHGK., E. 1958/10 K. 1959/12 T. 11.02.1959

İcra ve İflas Dairesinin 17/10/1952 tarihli ilamı ile Üçüncü Hukuk Dairesinin 23/9/1949 tarihli ilamları arasında açıkça mübayenet görüldüğünden Tevhidi içtihat ve Hukuk Umumi Heyetince incelenerek gereği konuşuldu :

İcra ve İflas Dairesi ilamında şufa ilamlarının on senelik müruruzamana tabi olmadığı mütalaa olunduğu halde. Üçüncü Hukuk Dairesi ilamında bu gibi ilamların da on senelik müruruzamana tabi olduğu belirtilmektedir.

Şufa davası sonunda davacının haklı olduğuna dair verilen büküm, hak sahibinin şufa hakkını kullanması neticesinde o hak sahibi ile (şefi ile) hisseyi diğer hissedardan satın almış bulunan yeni malik davalı arasında bir satış münasebetinin doğduğu ve bu satış münasebeti dolayısıyla hissenin mülkiyetinin hakim tarafından davalıdan alınıp davacıya geçirildiğini tespit eder. Gerçekten; şufa davası açan kimse, şufa hakkını kullanmış olması sonunda kendisi ile hissenin yeni maliki arasında (Hisseyi satan hissedarla yeni malik arasında yapılmış bulunan aktin şartlarının aynı olan şartlarla) bir satış meydana gelmiş olduğunun tespiti ve (Bu satış sebebiyle hisseyi davalı davacıya temlik etme borcunu üzerine almış durumda bulunduğundan) Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce hissenin kendisine temlikini istemiş demektir. O halde şufa davasında davacının haklı olduğunu bildiren ilam Medeni Kanunun 642. maddesi gereğince verilmiş bir hükmü ihtiva etmektedir. Bir gayrimenkul temliki borcunu doğuran akte dayanılarak ve Medenî Kanunun 642. maddesi hükmünce açılan bir dava sonunda verilen ilam ile mülkiyet, davalıdan davacıya geçer; zira; Medeni Kanunun 633. maddesi hükmünce hak sahibi mülkiyetin kendisine aidiyetine karar verilmesini istemiş olduğu cihetle hakim de mülkiyetini davada haklı çıkan davacıya ait olduğuna karar verir.

Bu izahlardan anlaşılıyor iki, Medeni Kanunun 642. maddesi uyarınca hakimin verdiği hüküm, hukuki mahiyetçe yenilik doğuran (inşai veya ihdasi) bir hükümdür ve böyle bir hükme dayanan davacı, her zaman tapu kayıdının kendi adına düzeltilmesini sağlamak üzere İcra Memuruna veya Medeni Kanunun 642. maddesinin ikinci fıkrası hükmünce doğrudan doğruya tapu memuruna başvurabilir. Çünkü ayni haklarda Medeni Kanunun hükümleri bakımından ıskati müruruzaman cari olmayıp ancak iktisabi müruruzaman ile bir kimsenin ayni hakkının sona ermesi mümkün bulunduğundan. Borçlar Kanunundaki ve İcra ve İflas Kanununun 39. maddesindeki iskati müruruzaman müddetlerinin geçmiş olması; ilam ile mülkiyet iktisap etmiş olan kimsenin mülkiyet hakkına herhangi bir şekilde müessir olamaz. Bu sebeple Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan ilamların ve bu arada şufa ilamlarının ıskati müruruzamana tabi olmadığı esasına dayanan İcra ve İflas Dairesi içtihadı kanuna uygundur.

Yukarıdaki izahatın layıkı veçhile anlaşılabilmesi ve şufa hükümlerine ait tatbikattaki bazı tereddütlerin izalesi için şu noktaları tebarüz ettirmekte fayda mülahaza olunmaktadır.

Şufa mevzuundaki müteaddit içtihadı birleştirme kararları ile teyit olunduğu üzere Türk hukukunda şufa hakkı, bir yenilik doğuran (inşai) hak mahiyetindedir ve bir hakkın sahibi tarafından diğer tarafa ulaştırılmış beyan ile kullanılması sonunda hak sahibi ile hissedarın satın almış bulunan kimse arasında bir satış akti münasebeti doğar. Ve bu satış münasebeti dolayısıyla hissenin mülkiyeti şefie geçmez ve fakat şefi her alıcı gibi, malın temlikini isteme alacağına sahip olur. Hissenin mülkiyeti şefie ancak, kendisinin satış münasebetinden doğan borçlarını yerine getirmesi halinde ve diğer tarafın hisseyi tapuda temlik etmesi yahut şefiin satış münasebetine dayanarak ve Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce açtığı tescil davası sonunda lehinde karar alması ile geçer. Tatbikatta şefi açtığı tek bir dava ile hem şuf’a hakkını kullandığını diğer tarafa bildirir ve bu hakkın, kullanıldığının tespitini ister, hem de şufa hakkını kullanmış olması sebebiyle meydana gelen satış münasebeti dolayısıyla hissenin kendisine temlikini ister; mahkeme şufa hakkının kullanılmasının şartları gerçekleşmiş olduğunu ve satış münasebetinden doğan borçlarının (hususiyle satış parasının vadeye bağlı olmadığı hallerde para ödeme borcunu) şefi tarafından yerine getirilmiş bulunduğunu tespit ettikten sonra hissenin mülkiyetinin şefie geçirilmesine karar verir ve ancak bu karar ile şefi hisseye malik olur. Lakin tek bir dava ile neticeye ulaşılmış olması, ortada her şeyden önce tek taraflı bir irade beyanı (şufa hakkının kullanıldığını diğer tarafa bildiren beyan) bundan sonra bu beyan neticesinde meydana gelen satış akti münasebeti ve daha sonra da satış münasebetine dayanan şefiin hissesinin kendisine temlikini istemesi gibi üç safhanın mevcut olduğu ve her safhanın hukuki hükümlerinin ayrı olduğu hakikatini bertaraf edemez. Netice;

Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan: ilamların ve bu arada şufa ilamlarının icrasının her zaman istenebileceğine ve bu ilamlar hakkında iskati müruruzaman hükümlerinin tatbik olunamayacağına, 11/2/1959 tarihli birinci toplantıda ve ittifakla karar verildi. [6] (Bu karar, taşınmazların (gayrimenkul) aynına ilişkin ilamların ve önalım (şufa) hakkı ilamlarının zamanaşımına uğramayacağını hükme bağlar)

Stj. Av. Merve GÜN
Av. Merve SARIKAYA


[1] Fatih ŞİRİN, “İcra İflas Hukukunda İcranın Geri Bırakılması (2010)”. Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli 2010.

[2] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/12-hukuk-dairesi-e-2011-31399-k-2012-18584-t-30-5-2012

[3] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/12-hukuk-dairesi-e-2011-32519-k-2012-17136-t-16-5-2012

[4] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/14-hukuk-dairesi-e-2018-4429-k-2021-3039-t-26-4-2021

[5] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/8-hukuk-dairesi-e-2016-2307-k-2016-5793-t-30-3-2016

[6] https://www-lexpera-com-tr.ezproxy.mef.edu.tr/ictihat/yargitay/ictihatlari-birlestirme-hgk-e-1958-10-k-1959-12-t-11-02-1959

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn
Pinterest